|
KİTABIN ADI
|
% 100 Düşünce Gücü |
|
KİTABIN YAZARI
|
Jack Ensign ADDİNGTON KİTABI
ÇEVİREN : Birol ÇETİNKAYA |
|
YAYINEVİ VE
ADRESİ |
|
|
BASIM TARİHİ |
1999 |
|
KİTABIN YAYIM
MAKSADI |
Dış dünyadaki her şeyin düşüncenin
kullanımı yoluyla halledilebileceğini kanıtlamak. |
KİTABIN
ÖZETİ :
1. HERŞEY
DÜŞÜNCEDE BAŞLAR :
Kendimiz için
yarattığımız dünyadan hoşlanmıyorsak, hoşlanabileceğimiz yeni olaylar
başlatabilecek bir dünya yaratma hakkı bize verilmiştir. Düşünce hem yönetici
hem üreticidir. Hayatın erkek boyutu, hepimizin içindeki bilinçli ve yönetici
düşüncedir. Dişi boyutu ise bilinçaltından gelen alıcı ve yaratıcı yollardır.
2. KENDİNİ
YÖNETMENİN YOLU :
Bilinçaltı, bedenin
yapıcısı olarak bilinir. Bedenin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini
sağlar. Bilinç emirleri verir, bilinçaltı da uygular. Bilinç; bilinçaltına
direktifler verir. Bilinçaltı yalnızca emirler alıp bunları mantıki kıyaslamayla
( kurala dayalı çıkarımla ) yargılayarak yerine getirdiği için gönüllü
hizmetkar adını alır. İnsanlar, gereksiz sınırlamaları kabul ederek kendilerini
hipnotize ederler. İnsanlar kendileri için kurallar, yasalar koyuyorlar,
sonrada bunların esiri olup mutsuz oluyorlar.
3. İSTE VE
SAHİP OL :
Aklımızdan geçen şeyler
ergeç ortaya çıkar. Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler
ve bu etki, düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı olarak eyleme dönüşür.
Bilinçli olarak yeni bir hayata başlamaya karar versek de bilinçaltına yeni
düşünce biçimimizi işlemedikçe o, bir hafta, bir ay, bir yıl önce verdiğimiz
emirleri yerine getirmeyi sürdürür.
4. KENDİNİZ
OLMA CESARETİNİ GÖSTERİN :
İnsan kendisini küçümser
ve sürekli başkalarıyla karşılaştırır.Yalnız bir insan dünyada ne yapabilir.?
Çok şey. Büyük işler başarabilir. İnsan bilinçli olarak düşünebildiği, güvenle
beklediği ve mümkün olduğuna inandığı her şeyi yapabilir. Evren sınır koymaz;
biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi. Bir insan kendini arıyorsa kaybettiği
yere bakmalıdır. Acaba hiç tanımış mıdır kendisini? Hayatımıza hakim olmanın
yolu bilincimizi kullanmaktan geçer. Yönetimi yürüten bilinçtir. Deneyimlemek
istediğimiz şeylerin kalıbını hazırlayarak düşünce çeşitlerini seçiyoruz.
Bilinç, hayatla nasıl ilişki kuracağımıza karar verir, ifade yollarını seçer.
5. AMAÇLARA
ULAŞMAK İÇİN BEŞ İLKE :
İnançla başlayıp
başarıyla son bulan beş basamak şöyle sıralanabilir:
1. Kendiniz için ideal
zihinsel imajı belirleyin.
2. Çaba göstermeden,
yalnızca inanmak hiçbir işe yaramaz.
3. Düşüncelerinizi
kendinize saklayın.
4. Esnek olun; gerekirse
plan değişikliği yapın.
5. Gözlerinizi hedeften
ayırmayın, işi yarı yolda bırakmayın.
6. SINIRSIZ
FİKİR KAYNAĞINI KULLANMA :
Hepimizin içinde,
derinlerde yüzyılların bilgeliği yatar. Asla tüketilemeyecek, sonsuz bir
yaratıcı fikirler kaynağı saklıdır içimizde. Yaratıcılığı geliştirmek için dört
kural :
1. Düşüncelerinizi bir
noktada yoğunlaştırın.
2. Derinlemesine
düşünmek aceleye gelmez.
3. Fikirler geldiğinde
hazır olun .
4. Şimdi fikirlerinizi
kullanmaya hazırsınız.
7. YARATICI
İMGELEMENİN GÜCÜ :
Yaratıcı imgelemeyi
anlayarak ve uygulayarak tüm hayatınızı yeniden düzenleyebilirsiniz. Yaratıcı
imgeleme sayesinde kişinin kendisiyle ve yaşadığı dünya ile ilgili inancını,
dolayısıyla bu inancın ürünlerini değiştirmek mümkündür. Yaratıcı imgeleme
ısrarla kullanılırsa, fikrin olduğu her yerde başarı da vardır. Hepimiz mucit
olamayız. Fakat yaratıcı imgeleme bir çok yerde, hayatın basit şeylerinde de
kullanılabilir.
8. KENDİNE
GÜVEN NASIL OLUŞTURULUR :
Hepimiz kendine güvenin
gerekliliğini biliyoruz. Bugün bir çok kulüp, dernek, birlik faaliyet
göstermekte. Bunların hepsi bireyin güven duygusunu geliştirmek ihtiyacından
kaynaklanıyor. Kişinin kendine güvenini yitirmesine neden olan korkulardan biri
başarısızlık korkusudur. Her insan başarılı olmak ister. Onaylanmama korkusu
ise yalnızca çocuklara ait bir sorun değildir; her yaşta insan bu korkuyu
yaşayabilir. İşte, evde, okulda, nerede olursa olsun yaptığımız her şeyde
hayatı, ifade ettiğimizi ve bu hayatın sonsuz ve mükemmel olduğunu anlamalıyız.
İfade ettiğimiz bu hayat tüm hayatla birdir; bundan dolayı insanla Tanrı
arasında veya insanla insan arasında ayrım yoktur.
9. İLK ADIM
KARAR VERMEK :
Bilinçaltı sürekli
olarak bilinçten gelen emirleri yerine getirir. Bilinçaltı, bilinç tarafından
inanılan her emre yanıt verir. Kararsızlık olursa, her dakika fikir
değiştirilirse, bilinçaltı karmaşaya düşer. Kesin kararlar vermeyi
öğrenmeliyiz. İnsana seçme hakkı verilmiştir. Kullanıp kullanmamak kendisine
bağlıdır. Unuttuğumuz bir ismi hatırlamak için kendimizi zorladıkça işimiz daha
da güçleşir; bir an için rahatlayıp gevşersek birden hatırlayıveririz. Karar
verirken de aynı şey geçerlidir.
10. KENDİNİ
YÖNETME REFAH GETİRİR :
Her insanın kendine has
bir refah, zenginlik ölçüsü vardır. Bu yüzden, para kazanmak refah bilincinin
yan ürünlerinden biri olmasına rağmen, refah sahibi olmak ilahi büyük bir
servete sahip olmak demek değildir. Gerçek refah içsel hakimiyetle başlar ki bu
yaşamın har alanında zenginlik getirir. Para pis bir sözcük değildir. Kötü olan
para değildir. Para zenginliğin kanıtıdır, takas için kullandığımız semboldür.
İhtiyaç duyduğumuz şeyleri takas etmek yerine para kullanıyoruz. Demek ki para
kötü dersek giyecekler, yiyecekler, yaşadığımız ev de kötü demektir. Kötü olan
parayı çok fazla sevmek onu tüm iyiliklerin kaynağından önde tutmaktır.
Ekonomik sistemi yermek kimseyi bir yere ulaştırmaz. Neye direnirseniz o da
size direnir. Fikir birliğine varırsak hayata uyum sağlarız. Sevgi ve zenginlik
birbirini tamamlar.
11. İŞLER
KÖTÜ GİTTİĞİNDE NE YAPMALI
Hepimizin hayatında her
şeyin kötüye gittiği zamanlar vardır; planlar ters gider, umutla beklenen
kararlar gerçekleşmez, hastalık ve kazalar günlük hayatın akışını aksatır.
Böyle zamanlarda hepimiz dayanacak bir şeyler ararız, güvenebileceğimiz iç
kaynaklar bulmaya çalışırız. İşler ters gittiğinde gerçeği kanıtlama ve
hayatımızdaki gücü gösterme fırsatına sahip oluruz. Var olan koşullara neyin
neden olduğu gerçekten önemli değil. Samanlık yanıyorsa yangını neyin
başlattığının ne önemi var. Sorulması gereken soru “Yangını söndürmek için ne
yapmalıyım” olmalı. İnandığımız, kabullendiğimiz ve güvenle beklediğimiz her
şeye sahip oluruz. Bu hayat tarafından doldurulmak üzere elimizde tuttuğumuz
kalıptır. Bu büyük yaşam yasasını açıklamanın bir çok yolu var. Bu ektiğini
biçmek, neden-sonuç ve benzer benzerini çeker yasaları olarak da
adlandırılabilir.
12. ZAMANIN
EFENDİSİ OLUN :
Zaman insanların
sonsuzluk ölçüsüdür. Şimdiye kadar zamanla ilgili doğal olarak kabul ettiğimiz
her şey insan düşüncesinin ürünüdür; görecelidir. Bilinçaltının düşündüğümüz
gibi bir zaman kavramı yoktur. Hayatımızı yönetmesine izin verdiğimiz zaman
programları kendi düşüncemizin ürünüdür. Evrensel bilinçaltında zaman ve yer
yoktur. Bilinçaltı geçmiş veya gelecek diye bir şey bilmez. Hep şimdiki zamanda
çalışır. Özne zihin denen bilinçaltı tamamıyla bilince bağlıdır. Tek akıl
vardır; o da Düşüncenin evrensel havuzunun bireysel kullanımıdır. Bilinçaltına
emirler verirken, onun zaman ve yerden habersiz olduğunu hatırlayalım. Onu
koşullandıran bizleriz.
13. İYİ BİR
BELLEK İÇİN DÖRT İLKE :
1) Dur-Bak-Dinle
2) Öğrenme süreci
fikirlerin birleştirilmesine bağlıdır.
3) Sizin için çalışmasını
istiyorsanız belleğinize güvenin.
4) Kendini yönetme,
kesin sonuçlar getiren kesin bir eylemdir.
Net bir belleğe
yaklaşımımızda dikkatsiz hiçbir şey olmamalı. Bizi etkileyen şeyler kolayca
hatırlanır. Dikkat edersek, bilinçaltına kesin direktif verirsek, hatırlamak
istediğimiz her şeyi hatırlarız. İyi bellek denen, çağırılmayı bekleyen bilgiyi
hatırlama yeteneğine her yaşta sahip olunabilir.
14.
SAKİNLEŞTİRİCİ HAPLAR ALMADAN RAHATLAMA :
Bugün çoğu televizyon
reklamı, rahatlama veya gerilimden kurtulma ile ilgilidir. İnsan reklamlara
inansa, gerilimden kaynaklanan başağrılarının ancak ilaçlarla yok edilebilecek
kaçınılmaz bir dert olduğu sonucuna varırdı. İşyerinde yoğun bir günden sonra
kendini tükenmiş hisseden bir çok insan bir bara koşturur ya da birkaç kadeh
içki içmek için aceleyle eve gider; bunun kendilerini rahatlatacağını
düşünürler. Fakat içki uyarıcıdır. Önce uyarır sonra aptallaştırır. Hepimiz
hayatın dış kenarında çok hızlı hareket etmenin sonucu olan karmaşanın
esaretine düşeriz sonra içimize dönmek, sakinleşmek ve asla karmaşaya düşmeyen,
acele içinde olamayan ve rahatsız olmayan iç huzurunu yaşamak isteriz. Bu var
oluşumuzun gerçeğidir. Onu anlamamızı bekler yalnızca.
15.
ENDİŞELENMEYİ BIRAK, YAŞAMAYA BAK :
Endişe, zihinden dolaşan
ince bir korku akıntısıdır, ne kadar uzun süre akarsa o kadar derin izler
bırakır. Endişe her bakımdan bir sorun yaratıcıdır. Endişenin üstesinden
gelmenin ilk adımı,endişenin hiçbir şey kazandırmadığını, sahibine zarar
verdiğini en büyük arzularımızın gerçekleşmesine engel olduğunu, uzun vadede
hayatımıza olumsuz etkileri olacağını kabul etmektir. Bu gerçekleri kabul ettik
mi endişe alışkanlığından kurtulmanın gerekliliğini anlamaya başlarız.
16. KORKU
SİZİ YENMESİN, SİZ KORKUYU YENİN ! :
Korku insanlığın bir
numaralı düşmanıdır. Korku bir duygudur. Makul veya akılcı değildir. Her zaman
için korkulacak bir şey vardır ve bu şey hakkında gerçek olmayan duygular
geliştiririz. Düşmanınızın kim ya da ne olduğu hiç önemli değil, onun en güçlü
silahı sizin korkunuzdur. Bu düşmandan korkmaya başladığınız an sizden güçlü
duruma geçer. “Korkaklar bin kez ölür” derler. Her korku küçük bir ölümdür.
Temelde her korku bir ölüm korkusudur. Ölümden korkmaktan kurtulursak hayatla
korkusuzca yüz yüze gelebiliriz. Ölüme “son düşman” denir; aslında o yenmemiz
gereken ilk düşmandır.
17. EVET,
SİGARAYI BIRAKABİLİRSİNİZ ! :
Yapıcı ve yıkıcı
alışkanlıklar vardır. Bilinçaltı ince eleyip sık dokumaz. Asla yargıda
bulunmaz. Verdiğimiz emirleri harfi harfine yerine getirir. Biz emirleri
veririz, bilinçaltı yerine getirmek için çalışır. Evet sigarayı
bırakabilirsiniz; diğer herhangi bir alışkanlığınızı da yenebilirsiniz. Bu
tamamen bilinçaltına verdiğiniz direktiflere bağlıdır. Kişi sigaradan kurtulmak
istediğinde, bunun gerçekleşmesi için gerekli her şey yapılacaktır.
18.
UYKUSUZLUK HASTALIĞINI YENEBİLİRSİNİZ ! :
Herhangi bir şeye
dikkati yöneltmenin zihni uyanık tuttuğu bulunmuş; çoğu zaman uykun içinde
geçerli bu. Uykunun mutlaka gerekli olmadığına, bedenimizin uyumadan da
ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayabileceğine ikna olursak bizi uyumaktan alıkoyan
endişenin hakkından gelebiliriz. Aklın kendini yönetme gücü sayesinde, sonuç
olarak bilinçaltının uyku fonksiyonuyla ilgilenmesini sağlayan emirleri zihninize
verebilirsiniz. Bir daha uyanık olarak yatakta yattığınızda kendi kendinize
şunları söyleyin. “Şimdi uyuyacağım-Tüm bedenim gevşemiş durumda. Aklım dingin.
Ben huzurluyum. Şimdi uykuya hazırım.”
19.
CESARETSİZLİĞİN ÇARESİ :
Hepimiz ara sıra
cesaretimizi yitiririz. Hayatın gerekli bir parçası olmamasına rağmen kimse ona
karşı bağışıklı değildir. Cesaretini yitiren insan yalnız olmadığını, herkesin
şu yada bu şekilde düş kırıklığına uğradığını anlamalıdır. Cesaretinizi
yitirdiğinizi hissettiğiniz an, oturun ve önünüze bir parça kağıt koyun. Özel
bir probleminiz varsa tüm ayrıntılarıyla kağıdın bir yüzüne yazın. Sonra, öbür
yüzüne mümkün olan tüm çözümleri yazın. Sonra, başka bir kağıt alın ve
hayatınızdaki cesaret verici her şeyi yazın. Kazançlarınız, arkadaşlarınız,
yetenekleriniz v.s. Artık bitti deyinceye kadar yazın bunları kağıda.
Hayatınızdaki cesaret kırıcı şeylerin tümünü de kağıdın öbür yüzüne yazın.
Hepsini boşaltın. Bunu yaptıktan sonra, cesaret kırıcı şeyleri sıraladığınız
taraftakileri birer birer çizin ve “Bununla işim bitti. Hakkımdaki gerçek bu
değil” deyin. Şimdi tüm dikkatinizi hayatınızdaki cesaret verici şeylere
yoğunlaştırın. Dikkatimizi verdiğimiz şeyler gelişir, büyür. Dikkatimizi iyiye,
olumluya ve doğruya yöneltirsek yaşadıklarımız bunlar olur.
20. KENDİNİ
İYİ YÖNETME, SÜREKLİ HUZURDUR :
Her erkeğin ve kadının
amacı olan gerçek huzur bir sükunet halidir; rahatsızlık endişe, sıkıntı ve
heyecanlardan sıyrılmaktır; hayat ve çevremizdekilerle uyum içinde olmaktır.
Yaratıcı olmak için hayatla uzlaşmak gerekir. Her durumda dayanabileceğimiz iyi
bir şey bulalım. Eski düşman direnci saf dışı etmenin en iyi yoludur bu. Her
durumda olumlu karşılık vermeye çalışın. İyiyi bulun. Eleştiri veya suçlamada
bulunmayın Bu yöntemi bir hafta kadar deneyin; sonunda yaratıcılığa giden yolu
bulduğunuzu göreceksiniz.
SONUÇ :
A. KİTABIN
ANA FİKRİ :
Evrenin en büyük gücüne
sahibiz. Bu güç düşüncedir. Yaşamımızı yöneten şey aslında düşünme
biçimimizdir. Psikojenez (düşünce+başlangıç) “her şey düşüncede başlar” demektir.
Her birimiz evrensel zeka’nın birer fikri ürünüyüz. İster hoşlanalım ister
hoşlanmayalım yaşadığımız dünya zihinsel bir dünyadır. Düşünce sonsuzdur.
Düşüncenin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek bizi yanıltır. İnsan
evrensel akılla birlikte kendi hayatını yaratır.
B. KİTABIN
GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
Düşünme biçimimiz bizi
başarıdan başarıya ya da tam bir başarısızlığa götürebilir, bize sevgi ve
mutluluk ya da yalnızlık ve sefil bir yaşam verebilir.
C. KİTAP
HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
İnsanın önünde gerçekten
yeni bir ufuk açan bu kitapta Evrensel Akıl’ın bilgeliğini kullanabilmemizi
sağlayacak,benliği sınırlayan düşünce kalıplarını ortadan kaldıracak,
başarısızlığı olağanüstü bir başarıya dönüştürecek bilgiyi ortak bilinçten nasıl
elde edebileceğimiz öğretiliyor. Yazar söz ettiği prensiplerin geçerliliğini
kanıtlamış bir uzman olarak, yanılmaz bir otoriteyle insanın mucizevi gerçeğini
gözler önüne seriyor. Evet hayatımızı, geleceğimizi düşüncelerimizle
yaratıyoruz.