|
KİTABIN ADI
|
2000 YILI SEVGİLİSİ |
|
KİTABIN
YAZARI |
Refik
Halid KARAY |
|
YAYINEVİ VE ADRESİ |
|
|
BASIM
TARİHİ |
|
|
KİTABIN YAYIM MAKSADI |
|
KİTABIN ÖZETİ :
Mayıs ayının son günlerini yaşamaktayız. Sıcaklar bastırmış
sanki Ağustos ayının o kızartıcı sıcağı yaşanıyordu. Hayatının çoğunu seyahat
etmekle geçirişimin nedeni tarihi bilgilere, haberlere, turistik yerlere olan
merakımdan ileri geliyordu. Bu merakım beni bir gün Bağdat’a, oradanda Beyrut’a
götürdü.
Bir
gün limanda zarif bir Türk gemisini gördüm. Nereye gideceğini sordum,
İskenderun’a oradan Antalya’ya uğrayarak, İzmir üzerinden İstanbul’a gideceğini
söylediler. Mevsimin müsait olması, deniz yolculuğunun benim için bir keyif
olacağını düşünerek vapura bindim. Bindim fakat içimde bir gariplik vardı.
Sanki yolcuları hiç beğenmemiş, bu yolculuğun benim için bir kabus olacağını
düşünüyordum. Zaman ilerlemiş vapurun İskenderun’a geldiğini ve benimde buradan
kesinlikle ayrılıp en kısa sürede uçak biletini alıp uçakla İstanbul’a gitmeye
karar vermiştim. Fakat istediğim olmadı. Gece yağan yağmurların havalimanını
kullanılmaz hale getirdiğini uçakların sefere çıkmayacağını söylediklerinde
adeta tüm hayallerim yıkılmıştı. Ancak yinede umutsuz değildim. İskenderun’dan
Adana’ya gitmeyi oradan uçakla İstanbul’a dönmeyi düşünerek tekrar terminale
koştum.
Tren
de birinci ve ikinci mevkiideki yataklı odaların tutulduğunu sadece bir
kompartımanın olduğunu, bununda sadece vilayetin emrinde olduğunu öğrendim.
Arkamda biri bana dokunarak benim durumumu anladığını ve gerekli işlemlerin
yapılıp Adana’ya bu trenle seyahat edeceğimi söyleyince içimde bir rahatlama
oldu. Terminalde artık hareket etme zamanı gelmişti. Herkes eşyalarını
vagonlara yükleyip veda hazırlığını yapıyordu. Ben ise bir kenarda durmuş
dağları seyrediyorum. Bir an önce tren seyahatine başlamak istiyorum bir ara
bana doğru bakıldığını hissederek döndüm. İki hanımın bana doğru baktığını
gördüm içimden bunlardan biriyle seyahat edeceğimi kestiremedim. Etrafıma bakınırken
bir sesin beni çağırdığını duydum. “ Doktor! Doktor! ” İstanbul’da banka müdür
muavini iken tanıdığım Şefik Bey olduğunu gördüm. Bir genç kızla yanıma gelerek
beni onunla tanıştırdı. Adının Güldal olduğunu duyunca yüreğimin yerinden
koparcasına çarptığını hissettim. Güldal! Bu O! Dokuz ay önce bir baloda
tanımıştım. O gün hastalığımın ağır olmasına aldırmadan Güldal’ı tanımaya
çalışmıştım. Bu da hastalığımın artmasına ve üç gün yatakta yatmama sebep
olmuştu. Güldal ise balonun ertesi sabahı İsviçre’ye gitmişti. İyileşir
iyileşmez Güldal’ın izini bulmaya çalıştım. Peşinden isviçre’ye gittim. Yolda
rahatsızlığım tekrar arttı ve hemen beni hastaneye kaldırdılar. 20 gün boyunca
tedavi olmuştum.
Tedavimin
son on günü kendime geldiğimde hatırı sayılır bir asistan aracılığıyla
Güldal’ın nerede olduğunu bulmak istiyordum. Aldığım bir haber Güldal ve
kardeşinin Almanya’ya gittiğini söylüyordu. Adeta şok oldum. Fakat elimden bir
şey gelmeyeceğini biliyordum. Çünkü Almanya’da nereye gittiklerine dair herhangi
bir bilgi yoktu. Moralim iyice bozulmuştu. Seyahate çıkmamı tavsiye ettiler.
Ilık güneşli yerlerde istirahat etmemi önerdiler. Önce Nis’e ablamın yanına
gittim. Ardında içimde güzellikleriyle büyülü olan Nil kaynaklarına, Suda
içerlerine, meşhur Mehdi ülkesine gitmeye karar verdim. Antikalara, harabelere
düşkünlüğüm yüzünde kimse ile konuşma ihtiyacı duymazdım. Adeta yalnızlıkları
oynuyordum. Yine böyle bir tarihi gezisinde eskiden tanıyıp da buluşmak
istediğim Güldal’ın İstanbul’a geldiğini dayısının bana yazdığı mektupla
öğrenmiştim. Hemen gezimi iptal ettim, sevdiğim kıza kavuşmak için yola çıktım.
Güldal
ise bu arada eskisi gibi kimse ile fazla uzun süre arkadaşlık etmeye
dayanamıyor, yalnızlığı tercih ediyordu. Yaşının 21’i bulmasına rağmen kimse ile
fazla uzun süre arkadaşlık kurmamış, evlilik konusundan da uzak duruyordu.
Ailesine kimseyi beğendiremiyordu. Güldal yine canı sıkıldığı için amcasının
kızı Gülnur’u görmek için İskenderun’a gitmişti. Bir müddet burada kaldıktan
sonra İstanbul’a dönmeye karar vermişti. Uçakta yer bulamadığı için trenle
gitmeye karar vermişti. Güldal ve Gülnur ertesi günü trene binmek için gar’a
gelmiş ve etraftaki kalabalığı seyrediyorlardı. Güldal bir yanda yolculuğa
hazırlanırken bir yandan da kendini geçirmeye gelen Gülnur’la son anlarını
eğlenerek geçiriyorlardı. Bu arada karşısında duran yakışıklı, atletik vücutlu
delikanlıya gözleri takıldı. Gülnur, Güldal’a “Karşıdaki delikanlıyı görüyor
musun? Galiba o da seninle birlikte yolculuk edecek ” diye takıldı.“ Yolculuğun
süresince onunla iyi vakit geçirirsin, belli mi olur belki de bir ömür boyu
beraber olacağınız bir arkadaşlık kurarsın ” diye şakalaşmaya devam etti.
Bu
arada ben de etrafı geziyor ve çevremi inceliyordum. Birden birinin bana
seslendiğini duydum. Bu Şefik Bey’di. Genç kızı önüne alarak yanıma geldi ve
yanındaki kıza “Güldal bak bu doktor Fahri galiba İstanbul’a beraber seyahat
edeceksiniz” dedi. Biraz sonra tren hareket edecekti. Vedalaşıp trene bindik.
Güldal yan kompartımanda kalıyordu. Bir müddet sonra Güldal hava almak için
koridora çıktı. Güldal burada babasının uzaktan tanıdığı tren görevlisi Haydar
Bey’le karşılaştı. Ben de koridora çıktım. Güldal ve Haydar Bey’le karşılaştım.
Haydar Bey bana ve Güldal’a kahve yapıp falımıza baktı ve görev yerine gitti.
Güldal'da kompartımanına giderken göz göze geldik. Bir müddet kendi
kompartımanımızda seyahat ettik. Güldal Adana’da inip, uçakla İstanbul’a gitmek
istediğini söyledi. Fakat ben kendisini ikna ettim. Yolculuğa devam ettik. Çok
hoş vakit geçiriyorduk. Ankara’ya vardığımızda amcam ve karısı bizi karşıladı.
Güldal’ı eve davet ettiler. Fakat Güldal şu an kalmak istemediğini daha sonra
gelebileceğini söyledi. Yirmi dakikalık moladan sonra yolculumuza devam ettik.
Her
şey çok güzel gidiyordu. Güldal ise beni sevip sevmediğini düşünüyordu. Bir
hikaye anlatmaya başladım. Hikayenin bitiminde Güldal’a uyumayı önerdim.
Dinlenmesini söyledim. O ise başka bir hikaye anlatmamı istedi. İkinci hikayeyi
anlatmaya başladım. Güldal’da bana artık iyice yakınlaşmıştı. Duygularına hakim
olamadığını bana aşık olduğunu düşünüyordu. Fakat duygularını açıkça ifade
edemiyordu. Ben ise yıllarca arayıp da bir tesadüf eseri karşılaştığım ölümsüz
sevgilime kavuşmanın heyecanıyla Güldal’ı kendime aşık etmeyi başarmıştım.
İstanbul’a
gelmiştik. Ayrılıp evlerimize gidecektik. Fakat bir türlü ayrılamıyorduk.
Trenden inip dayısının taksisiyle evlerimize gittik. Bir gün sonrasına randevu
vermiştik. Ve kavuşma heyecanı ile evlerimize girdik. Bir gün sonra telefonla
konuştuk. Birbirimizi adeta çılgınlar gibi seviyorduk. Bir an önce kavuşmak
istiyorduk. Bir an önce evlenmek istiyorduk. Güldal anne babasına konuyu açtı.
Ve onların kabul etmesine çok sevindik. Birlikte bir geziye çıkıp hayatımızda
geçen anıları anlattık. Birbirimizi daha iyi tanımaya çalıştık. Bir süre sonra
hayatlarımızı birleştirip bir ömür boyu beraber yaşamaya başladık.