|
KİTABIN
ADI
|
Drina Köprüsü |
|
KİTABIN
YAZARI
|
İvo ANDRİC - Hasan Ali EDİZ, Nuriye MÜSTAKİMOĞLU |
|
YAYINEVİ
VE ADRESİ |
İletişim Yayınları
Cağaloğlu / İSTANBUL |
|
BASIM
TARİHİ
|
Mart 1980 |
KİTABIN ÖZETİ :
Drina Köprüsü: Yazarın balkanlarda kitabın yazıldığı 20 nci yüzyılın
ortalarından 350 yıl öncesine kadar olan olayları ve balkan insanın yaşantısını
ve kozmopolitliğini yapılan bir köprü üzerinde anlatan bir romandır. “Drina Köprüsü”
bir romandan ziyade bir tarih kitabı gibi olayları sosyal yönleriyle de içeren
bir kitap olarak göze çarpıyor.
Drina köprüsünü 3 kısma ayırırsak, 1 nci kısım köprünün yapılışı, 2 nci
kısım köprünün yapımından müslüman idarenin yani Osmanlı hakimiyetinin son
bulmasına kadar olan bölüm, son kısmı ise Osmanlı idaresinin son bulması ve
Avusturya-Macaristan imparatorluğu idaresi ve bu idareye karşı ayaklanmalar ve
yerli halkın sıkıntıları, bu arada yaşanan değişim ve milliyetçilik akımları
olarak özetleyebiliriz.
Balkanlarda yaşanan bu hızlı tarihi değişimleri konu edinen kitap bu
değerli tarihi bilgilerin yanı sıra yöre halkının sıradan insanlarının sade
fakat iz bırakan hayatlarını da bölümler halinde işlemektedir.
Devşirme olan Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa Balkan kökenli olduğundan
geldiği yer olan Bosna-Hersek’e ölümsüz bir eser bırakmak niyeti ile Drina
nehri üzerine bir köprü yaptırmak ister. Yerli halkın ilk başta ne olduğunu
anlayamadığı, inşaatın uzaması ve baskılarla belli bir noktadan sonra yılgınlık
gelip köprünün tamamlanmasını istememesi iyi ve kötü yönetimin arka arkaya
gelmesi ilk bölümün konusudur. Köprünün yapılması sırasında her bölümde olduğu
gibi tarihe ışık tutan yerli halkın yaşantısı aralara serpiştirilmiş olarak
bulunmaktadır. Köprünün baştan itibaren yapılışına pek hoş bakmayan yerli halk
köprü bittiğinde o zaman için olağanüstü olan bu eser karşısında hayranlığını
gizlememiş ve köprünün yapılışına çok sevinmiştir.
Drina köprüsünün bitmesi ile kasaba, çevre yerleşim yerleri arasında önem
kazanmaya başlamış ve içine kapanık olan kasaba ticareti köprü sayesinde
canlanarak önemli gelişmeler olmaya başladı. 2 nci bölüm Osmanlı hakimiyetinin
balkanlarda zayıflaması ile son bulmakta ve köprünün giderek artan önemi ile
değişen koşulları anlatmaktadır.
3 ncü bölümde ise Osmanlının iyice zayıflamasıyla Avusturya-Macaristan
İmparatorluğunun fazla zorlanmadan Balkanlarda egemenlik kurmasıyla
başlamaktadır. Yerli halk (hıristiyan ve müslümanı ile) uzun süre Osmanlı
idaresine alışmış iken bu yeni idare başta çekingenlikle karşılanmıştır. Fakat
bir süre sonra yeni idareye alışıp yeni hayat biçimini benimsemişlerdir.
Gelişen hayat koşulları, ticaretin ilerlemesi Avrupa'nın belirli sahalarda
Osmanlının önüne geçmesi ile dünyada pek çok şey değişmiş ve kasabada bu
değişik hayat tarzına alışmıştır. Fakat belki bir süre sonra yeni medeniyetin
kötü yanları ortaya çıkmaya başlamıştır. Ekonominin de bir süre sonra kötüye
gitmeye başlaması, milliyetçi akımlarının ilerlemesi; Sırpları bağımsızlık için
isyanlar çıkarmaya teşvik etmektedir. Küçük çaplı isyanlar yavaş yavaş büyür ve
balkanların her yerinde kanlı mücadeleler başlar. Gittikçe kötüye giden
koşullar sonunda her şey iyi olacak diye umut belirdiği anda Avrupa da siyasi
cinayetler sonucu 1 nci Dünya savaşı patlak verir. Drina nehri üzerine
yapıldığı tarihten itibaren kasaba ile birleşen köprü acımasız savaşta
yıkılarak balkan tarihindeki yerine son noktasını koyar.
İster müslüman olsun, ister hıristiyan, ister yahudi, insanlar
yaşadıkları yerde bir kültür birliği, deyim yerinde ise bir kader birliği
oluşturarak birlikte acıları ve mutlulukları yaşamakta değişim karşısında
birbirlerinden çok farklı olmayan biçimlerde etkilenmektedirler. Bu romanda
farklı dinlerden olan bu insanların tarihsel süreç içinde özel yaşantıları ile
toplumun genel durumu usta bir şekilde tarihi bir köprünün hikayesi etrafında
birleştirilerek anlatılmış ve balkan tarihine değişik bir şekilde ışık
tutulmuştur.