KİTABIN ADI : KİRALIK KONAK
KİTABIN YAZARI (ÇEVİREN) : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ : İLETİŞİM YAYINCILIK
CAĞALOĞLU
/ İSTANBUL
BASIM TARİHİ : 2000
KİTABIN YAYIM MAKSADI :
KİTABIN BÜTÜN OLARAK VEYA :
BÖLÜM BÖLÜM ÖZETİ
İstanbul’ da iki devir oldu: Biri
İstanbulin, diğeri Redingot devri. Naim Efendi, aşağı yukarı bu redingotlu
nesle mensup olmakla beraber, vücudu henüz körpe iken İstanbulin içinde yetişip
gelişmiş kimselerdendi. Nitekim Naim Efendi’ nin bütün hatıraları, bütün
zevkleri, bütün muhabbetleri, kendisini güldüren ve ağlatan her şey mutlaka
bundan kırk sene evveline aittir.
Bir ara Naim Efendi’ nin maddi
sıkıntıları başlar. Naim Efendi’ nin torunu Seniha, kendini daracık bir saha
içinde, mahsur ve mahpus hissetmektedir. Ruhunda çılgın cevelanların, bitmez
tükenmez mesafelerin hasreti vardı.
Seniha bunalımda olduğu dönemlerde sinir
buhranı geçirir. Naim Efendi ve yakınları bunun evlenmek ve doğurmakla
geçeceğini söylerler. Seniha’ nın babası Servet Bey kızının görücü usulüyle
evlenmesine karşıdır. Naim Efendi ise tam tersi bir düşüncededir.
Seniha kafasını karışık düşüncelerden
uzaklaştırmak için halasının deniz kenarındaki köşküne gider. Adada
arkadaşlarıyla eğlenen bu küçük grubun yoğunlaştığı tek kişi Faik Bey olur.
Seniha bu adada küçük eğlenceler düzenler. Zaman geçtikçe Seniha ile Faik Bey
arasında aşk başlar.
Seniha’ nın adada geçirdiği günlerden
sonra sıhhati, neşesi yerine gelir. Eski huysuzluğundan, eski buhranlarından
eser kalmaz. Adada yaşanan olaylardan dolayı Servet Bey ve Naim Efendi’ ye
isimsiz mektuplar ulaştırılarak durumdan haberdar edilirler. Naim Efendi, kendi
evi üzerindeki hakimiyetinin ne kadar sarsıldığını, ne kadar hiçe indiğini en
ziyade bugün ve bu saatte hissetti ve kendi konağı içinde, kendi çocukları
arasında varlığını çok yabancı buldu.
Faik Bey kumara düşkün bir adamdı. Bir
gece yüklü miktarda kaybetmişti. Bu borcu nasıl ödeyeceğini düşünürken, Seniha
kendi özel takılarını satarak Faik Bey’ e borçlarını kapatması için verdi.
Bu olaylardan sonra Seniha ile Faik Bey
arasında belli bir süre soğukluk yaşanır. Birbirlerinden uzaklaşmaya başlarlar.
Ama yine de birbirlerini sevmektedirler. Naim Bey’ in yeğeninin oğlu Hakkı
Celis’ te Seniha’ nın hayranı ve gizli aşkıydı.
Seniha ile Faik Bey’ in aralarındaki
aşk, Seniha’ nın ailesi arasında sorun olmaya başlar. Naim Efendi bu sorunları
ortadan kaldırmak için, bir sonuca varılması amacıyla çözüm aramaya başlar ve
Kasım Paşa’ yı ( Faik Bey’ in babası) ziyaret ederek, gençlerin aşkları
hakkında konuşurlar.
Naim Efendi torunu Seniha’ nın ve
çevresindeki yakınlarının kendi düşüncelerindeki gibi hareket etmesini istiyor,
Avrupai tarzdaki yaşamı reddediyordu. Son aylar zarfında Naim Efendi’ nin
konağında epeyce mühim şeyler oldu. Seniha’ nın büyük babası Kasım Paşa’ yı
ziyarete gittiği günden beri, Faik Bey, artık konağa adımını atmıyor, artık ne
Servet Bey’ e, hatta ne de Cemil’ e görünmüyordu.
Naim Efendi bu olayların etkisinde ağır
hasta olur. Seniha vurdum duymaz, değişken tavırlarıyla artık gitgide
ailesinden ve çevresinden uzaklaşmaya başlar. Büyükbabasının konağında artık
yaşanılmaz olduğunu düşünür. Bir gün ansızın, kimseden habersiz konağı terk
edip Avrupa’ ya kaçar. Alem nazarında Seniha' nın bu hareketleri türlü türlü
olaylara yol açar. Bazı kimselerce bu, büyük bir rezalet, bazılarınca hazin bir
felakettir. Yakınları uzun bir müddet Seniha’ dan haber alamaz ve meraklanır.
Naim Efendi’ nin mal varlığı gittikçe
kötüleşir. Yavaş yavaş ellerindekiler satılmaya başlar. Bu sırada Avrupa’ da
bulunan Seniha parasız kalarak ailesine mektup yazar. Servet Bey de ailesiyle
beraber konaktan ayrılarak Şişli’ deki bir apartman dairesine taşınırlar. Bu
arada Seniha Avrupa’ dan döner. Naim Efendi, Seniha’ yı görmeye çoktan razıdır.
Avrupa’ ya gidiş macerasından sonra yediği darbenin acısını çoktan unutmuştur.
Naim Bey neyi var neyi yoksa ailesi için
harcamış, elinde Cihangirdeki konağından başka hiçbir şeyi kalmamıştır. Bu
arada çok sevdiği ve iyi anlaştığı Hakkı Celis’ in askerden ölüm haberi gelir.
Seniha sadece güzel ve süslü hayatına devam eder. Naim Efendi anlamadığı ve
kendisini anlamayan bir dünyada hayatını tamamlayacaktır.
Romanın temi; Osmanlı devletinde, garbın çeşitli tesirleriyle, nesiller arasında fikir, his ve dünya görüşü bakımından meydana gelen ayrılıklar ve bu yüzden ailenin çözülüşüdür.