
NEVŞEHİR
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||||
|
PERİBACASI
|
RESİM
|
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
6
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||
Jeolojik devirlerde aktif birer volkan
olan Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ'ın volkanik faaliyeti sonucu bölgeye
yayılan lavlar, vadi yamaçlarından akan yağmur sularının, soğuk ve sıcağın
etkisiyle, ardından rüzgarların aşının soğumasıyla oluşan Kapadokya, yıllar
boyunca çeşitli medeniyetlere kucak
açmış.
Peribacaları, tabiatın
aşındırmasına karşı dirençli olan üstteki kaya parçasının altında daha az
dirençli kayalar yağmur, rüzgar ve sel suları ile aşınmaktadır. Bunun sonucunda
şapkalı bir sütun oluşur ve peribacası ortaya çıkar. Yol kıyılarında,
tarlaların ortalarında, tek tek ya da binlercesi bir arada görülebilir. Sanki
her biri usta bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibidir.
Masallarda anlatılanlara göre, insanlarla
periler arasında bir şenliktir gidiyormuş. Periler üzüm şıralarının içine girip
insanları sarhoş edip duruyorlarmış. Bir gün insan padişahının oğlu, peri
padişahının kızına aşık olmuş. Ortalığı kara bir düşünce sarmış. İnsanlar çoluk
çocuğun arasında periler karışırsa hallerinin ne olacağını merak etmişler ve
periler savaş
Açmışlar.
Yıllarca sürdürülen barış
bozulmuş. Aynı sırada gökten bardaktan boşanırcasına yağmur yağmış . Işıklar
peri olmuş, periler güvercin. Periler ülkesinde bir zamanlar gece sokağa
çıkmanın uğursuzluk getireceğine inanılırmış. Çünkü masallarda anlatılan
perilerden çok korkulurmuş.
O yıllarda at yetiştiriciliği
ile ünlenen Kapadokya, Pers dilinde "Kaputukya" yani Güzel Atlar Ülkesi olarak anılmış.
Ürgüp, Göreme, Avanos,Uçhisar, Gülşehir, Zelve, Cavuşin, Kurtdere,
Damsa, Kızılçukur, Soğanlı, Güzelyurt, Zindanönü, Fırkatan, Derinkuyu,
Kaymaklı, Ihlara, Belisırma, Yaprakhisar, 300 sekemek kervanyolu ve
diğerleri... Hepsi birbirinden farklı yapısı ve özellikleriyle, görenleri
hayrete düşüren güzellikteki yöreye Kapadokya deniyor.
Bölgede, Göreme en çok ziyaret edilen bir çeşit açık hava müzesi.
Karanlık, Elmalı, Elnazor, Yılanlı,
Tokalı kiliseleri duvar fresklerinin ünü ülke sınırlarını çoktan aşmış. Peribacaları
vadiler, yeraltı şehirleri ile her yıl ziyaretçi akınına uğrayan bölge, her
mevsim ve günün her saatinde oluşan ışık efektleriyle bambaşka güzellikler
sergiliyor.
Kapadokya'nın kalbi
Ürgüp'tür. Bölgede turizm hareketi
nisan ayında başlar ve ekim ayı sonuna kadar organize turlar devam eder. Ancak
buraya gitmeye niyetliyseniz bu ayların dışında da bir başka güzel olur Ürgüp
ve peribacaları...
Ürgüp'te güneş doğarken ve
batarken kayaların rengarenk boyanmasını tadı bir başkadır. Kışı kar yağdığında
da tabiat harikalarına bakmaya doyamazsınız. Özellikle güneş batışında
bölgedeki peribacalarının tadı bir başkadır. Geceleyin ay ışığında görkemli
görüntüsü kendisine hayran bırakır.
Ortahisar kasabası Türkiye'nin
ve dünyanın limon ambarlarını barındırmaktadır. Akdeniz'de yetişen narenciye
sonbaharda topmanır. Sandıklanır ve bu limon ambarlarında depolanır. Yaz- kış
10-12 derece arasında olan sıcaklıkta 3-4 ay kalan limonlar sulanır. Yatak
limon olarak yurt içi ve yurt dışına gönderilir.
Söylenceye göre, Göreme adı
yörenin insanı şaşırtan , ürperten doğasından geliyor. Burayı görenler,
görmeyenlere, "Göre e mi!" demişler. Zamanla yörenin adı Göreme
olarak kalmış.
Göreme hakkında bilgisi olmayan
Kapadokya ile Göreme'yi birbirine karıştırır.
İslamiyet'e kadar Anadolu
Hıristiyanlarının merkezi Kayseri idi.
Güneyde kurulan İslam devletinin baskısı altında kalan Kayseri Hıristiyanları
zamanla batıya yerleşme ve savunma kolaylığına sahip Göreme bölgesine göç
etmeye başladılar. Kayaları oyarak evler, barınaklar ve kiliseler yapıp
koloniler kurmuşlardır.
Kayserili St. Basile, inzivaya
çekilip tapınma yerine manastır eğitimi yoluyla misyoner yetiştirmek ve bu
misyonerler vasıtasıyla Hıristiyanlığı yayma fikrini ileri sürerler. Amacını
gerçekleştirmek için de çevresine topladığı dini liderlerle Kapadokya'da bu
amaca en müsati Göreme vadisini seçer.
Bu şekilde de Göreme'de manastır
usulü eğitim yapan din okulları kurulmuş olur. Göreme'de 450 adet kilisenin
olduğu tespit edilmiş, sadece bugün 360 kilise ve şapel ortay çıkarılmıştır.
Kapadokya bölgesinde ise
binlerce dini ibadet yeri bulunmaktadır.
Ürgüp'ün tarihten bu yana
şarapçılığı meşhurdur. Bölgede tekel şarap fabrikası dahil 8 şarap fabrikası
vardır.
Kapadokya bölgesinden bilinen ve
bulunan pek çok yer altı şehri mevcuttur. Bunlardan bazıları Derinkuyu,
Kaymaklı, Acıgöl ve Özkonaktır. Bu şehirler arası en az 25-30 km.dir. Bunlar
yeraltından dehlizlerle birbirine bağlıdır.
Yer altı şehirlerinden en
önemlisi Derinkuyu'dur. Bu yer altı şehri 1966 yılında bir kazı sırasında
tesadüfen bulunmuştur. Bu yer altı şehirlerinin yapılmasının amacı,
Hıristiyanların savunma amacından doğmuştur. Burası 7 katlıdır. Gizli kaçma
yollarının nereye kadar gittiği henüz tespit edilememiştir. Her kat değişik
amaçla kullanılmıştır. Katlarda kiliseler, mutfak, ahır, esir bağlama yerleri
mevcuttur. Yedinci katta bir su kuyusu ve son derece ustalıkla yapılmış
havalandırma bacası mevcuttur. Burasının 20 bin kişiyi barındırabileceğin
tahmin edilmektedir. Yer altı şehrinin zamanında ne kadar kullanıldığını,
merdivenlerin aşınmasından anlayabilirsiniz.
Melendiz çayı boyunca uzanan bu
vadi, 10 kilometre uzunluğunda 70-80 metre yüksekliğinde yer yer 40-50 metre genişliğinde
bir kanyondur. Kayalar çok serttir. Kayaların her iki yanına oyulmuş 100 kadar
kilise, görenleri hayretler içinde bırakır. Bu kiliselerin çoğunun ikinci
yüzyılda oyulduğu düşünülürse, nitelikleri daha iyi ortaya çıkar.
Bez bebekler ülkesi, Soğanlı Vadisi
Soğanlı Vadisi'ne Ürgüp meydanından gitmek için tabelaları takip edin. 5 kilometre sonra Mustafapaşa'ya geleceksiniz. Ürgüp merkezinden Soğanlı'ya 47 kilometre sonra ulaşıyorsunuz. yol boyunca 5 kilometre boyunca yemyeşil bir çevreyle yol alıyorsunuz. herkesin pek dikkat etmediği yol üzerinde bulunan Damsa-Taşkınpaşa bölgesi ise, coğrafi özellikleriyle çekim latosu niteliğinde...Koni biçimli peri bacaları, pek öyle her yerde rastlanan cinsten değil.
Aracınızla Soğanlı'ya giderken, meyve
mevsimi oralardaysanız yolda gördüğünüz köylülerin yanında durun. Ve biraz
meyve isteyin. Alacağınız cevabı şimdiden duyar gibiyiz; "Elinin
beğendiğini al yavrum!" Sanki çağlar öncesinden gelen bir laf gibi. Yani
istediğin kadar, istediğin meyveyi al. Bizim şansımıza yolculukta dalından
koparılmış armut ve kayısı düşmüştü. sizin şansınıza ne düşer Allah bilir...
Lav ve tüflerin sertlikleriyle
şekillenen plato ve vadiler, akarsu, göl ve yağışların tüf tabakasını aşındırmasıyla bugünkü halini almış. Kayseri'nin
Yeşilhisar ilçesi sınırları içindeki Soğanlı Vadisi, yer sarsıntıları sırasında
çökmelere uğramış, derinleşip vadi ve platoları meydana getirmiş.
Roma döneminden itibaren devamlı yerleşme görülen vadide yamaçları
Romalılar mezarlık, Bizanslılar kilise olarak kullanmışlar.Soğanlı Köyü
vadisinde en etkileyici yerlerin başında Kubbeli Kilise geliyor.
Dev bir peribacasının çok ustalıkla işlenmesi sonucu kubbeler
oluşturulmuş. Kilisenin dışı mimari eseri. İçi ise kayalara oyularak yapılmış
şaşırtıcı tünel, merdivenler, dehliz ve koridorlarla, içinden çıkılması güç bir
labirenti andırıyor. Kilise, sesin nereden geldiğini belli etmeyen, akustik bir
yapıya sahip.
Karanlık Kilise, Elmalı kilise,
Tokalı Kilise, Yılanlı kilise Çarıklı Kilise de diğer başlıca kiliselerdir.
Soğanlı Vadisi'ne giderken yolun
sağında ve solunda kayaların göz göz oyulduğunu göreceksiniz. Biraz dikkat
edince bunların kuş yuvası olduğunu görebilirsiniz. Gerçekten de bunlar
güvercin yuvası. Bunlar da ne demeyin. Buralara yuva yapan güvercinlerin
gübresi çok değerli. Çevrede oturanlar, bölgede geçim kaynağı olarak güvercin
gübresini satma yolunu bulmuşlar.
Soğanlı Vadisi'nin diğer bir
özelliği de bölgede satılan, kök boyasıyla yapılan bütün bebeklerin burada imal
ediliyor olması. Birbirinden güzel ve el emeği bebekleri buradan almadan sakın
dönmeyin